-“BOSTANDA DOĞDUK, BOSTANDA ÖLECEĞİZ”
Derik Belediyesi Peljin Kadın Evi Kordinatörlüğü mevsimlik işçilerin ekonomik, sosyal, eğitim ve kültürel sorunlarını tespit etmek ve alternatif çözümler geliştirmek amacıyla yaklaşık bir yıldan bu yanadır sürdürmüş olduğu bilimsel çalışmayı sonuçlandırdı.
Çalışmanın sonuçları ile ilgili Peljin Kadın Evinde Bilgilendirme toplantısı düzenleyen Sosyolog Mahabat Sipçik, araştırmayı Kürtçe-Türkçe olarak kitaplaştırdıklarını belirterek, “ ağırlıklı olarak mevsimlik kadın işçilerle yüz yüze yaptığımız görüşmeler sonucu çarpıcı sonuçlara ulaştık. Önümüzdeki süreçte bu bilgiler doğrultusunda anternatif çözümler geliştireceğiz. dedi
Yaklaşık bir yıl süren mevsimlik tarım işçiliği araştırmasını uygulayan Derik Belediyesi Peljin Kadın Evi adına Sosyolog Mahabat Sipçik, araştırmaları ile ilgili Peljin Kadın Evi’nde düzenlenen toplantıda araştırmanın amacını şöyle açıkladı: psikolojik ya da sosyolojik olarak insanlar için mevsimlik işçiliğin ne olduğu,ekonomik döngünün hangi evrelerinde yer aldıkları ve buna bağlı olarak gelişen tahakküm ilişkileri (aracı, işçi, kadın, genç), son olarak da diyalektik ilişkiler ve çatışmaları (genç-yaşlı, kadın-erkek, emek-sermaye, doğa ile ilişki ) anlamaya çalışmak ve ileride alınabilecek önlemler için şimdiden yol almak bu çalışmanın temel gayesidir. Dedi
Araştırmada temel olarak iki yöntem kullandıklarını belirten Sipçik, şöyle devam etti.
19 sorudan oluşan bir anket uygulaması ve sahada gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlar. Derik Belediyesi’ ne bağlı Peljin Kadın evi koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalışmanın verimli ve anlaşılır olabilmesi amacıyla derinlemesine mülakatlara özel önem verilmiştir. Dedi
Mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarıyla ilgili araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçları da şu şekilde açıkladı. Mevsimlik işçiler, bahsedilen sorunların yanı sıra yerleşim alanlarıyla da ilgili birçok sorun yaşamaktadırlar. İşçiler çalışmaya gittikleri yerlerde son derece ilkel koşullarda, toprak üzerine yerleştirilmiş, el yapımı çadırlarda yaşamaktadırlar.
Çoğunlukla barınma alanlarında temiz içme suyu bulunmamaktadır. Su ihtiyaçlarını bölgede kendi olanaklarıyla açtıkları ve içmeye müsait olup olmadığı belirsiz olan artezyen kuyularından sağlamaktadırlar. Bu nedenle de sıkça sudan kaynaklı çeşitli hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Çadırların toprak zemin üzerinde oturması nedeniyle yağışlı havalarda su baskınları olduğunu ifade etmektedirler. Yine yaşadıkları alanlarda çoğunlukla elektrik bulunmamakta, tuvalet ve banyo ihtiyaçlarını karşılamak için kendi olanaklarıyla etrafını bezlerle kapattıkları, üstü açık tuvalet ve banyoları kullanmaktadırlar. Katılımcılar, yemeklerin çok sağlıksız ortamlarda yapıldığını belirtmekte, çöplerin toplanmadığını ve haşereler için ilaçlamanın da yapılmadığını ifade etmektedirler. Bütün bu sağlıksız koşullar nedeniyle işçilerde ve çoğunlukla da çocuklarda ishal ve sıtma gibi çeşitli hastalıklar meydana gelmektedir. Ayrıca yapmak zorunda kaldıkları ağır işler nedeniyle birçok kişide bel fıtığı oluşmuştur. Araştırma ile ilgili diğer bilgileri şu şekilde açıkladı:
Ücretsiz Aile İşçisi Çocuklar
Mevsimlik işe giden ailelerin %81’i çalışmaya gittikleri yerlere çocuklarını da götürmektedirler. TÜİK verilerine gore 6-17 yaş grubunda 958 bin çocuk çalıştırılıyor, bunların 320 bini tarım işçisi konumunda. Çalıştırılan çocuklar da tıpkı anneleri gibi ücretsiz aile işçisi konumundadırlar.
81 aileden 51’i okullar kapanmadığı halde çocuklarını da kendileriyle işgücü olarak çalışmaya götürmekte. Ailelerde çocuklarla da yapılan görüşmeler sonucunda çocukların hemen hemen hiçbirinin mevsimlik işe gitmek istemedikleri görülmüştür. Çocuklar, okul döneminde işe gitmek zorunda kaldıklarını ve bu nedenle sürekli derslerinden geri kaldıklarını, işe gitmeyen arkadaşlarıyla eğitim seviyesinde aralarında çok büyük bir farkın olduğunu belirtmişlerdir.
Yine Derik’teki okullarda yaptığımız bir araştırma sonucunda daha eğitim-öğretim dönemi sona ermeden çoğu öğrencinin aileleriyle mevsimlik işe gittiği görülmüştür.
Okullara gittiğimizde yaklaşık 30 ila 40 arasında değişen sınıf mevcutlarının hemen hemen boşaldığı gözlemlenmiştir. TIlbısım-Tepebağ İlköğretim Okulunda toplam 400 öğrenci olmasına rağmen sadece 2011 yılı Mayıs ayı itibariyle 100 öğrenci bulunmaktadır. Bunu Derik genelindeki diğer okullara yaydığımızda durumun vahameti gözler önüne serilmektedir. Anketleri uygularken mevsimlik işin etkisine maruz kalmış ve mevsimlik işçilik nedeniyle eğitim hayatını sonlandırmak zorunda kalan G., bu konuda yaşadığı sıkıntıyı şu şekilde dile getirdi;
Dışarıda Mevsimlik, Evde Daimi İşçi Kadın
Saha araştırmamızın uygulandığı mevsimlik tarım işçilerinin %59,0 gibi büyük bir oranını kadınların oluşturduğu görülmektedir. Mevsimlik tarım işçiliği özellikle kadın ve çocuklar için hayatı çekilmez hale getirmektedir. Bilindiği üzere üretimin hemen her aşamasına aktif bir biçimde katılan kadınlar, paylaşım süreçlerine dahil olamamakta ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesim haline gelmektedir. Mevsimlik kadın tarım işçileri en çok çalışan ve bununla birlikte en çok da ezilen ve sömürülen kesimdir.
Eğitim düzeyleri en alt seviyede olan kadınlar, çoğu zaman erkeklerden daha üretken olmalarına rağmen daha düşük ücretlerde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bilindiği gibi kayıt dışı ekonomide kadınların oranı azımsanmayacak düzeydedir. Tarım sektöründe çalışanların büyük bir oranını kadınlar oluşturmaktadır fakat kazanılan gelir evin reisi olan erkeğe verilmektedir ve bu da kadınları ücretsiz aile işçisi konumuna düşürmektedir. Kadınlar çoğu zaman gittikleri işteki yevmiyelerinin veya kazançlarının ne kadar olduğunu bile bilmemektedirler. Karar alma süreçlerindeki yapısal sorunları şu şekilde belirtebiliriz:
• Ücretle ilgili tüm işlemler, iş sürecine aktif bir şekilde katılmalarına rağmen, kadınlar dışlanarak yapılmaktadır.
• Kadınlar, ücretle ilgili olarak kendilerine bildirilen durumu değerlendirerek işi kabul edip etmemede sınırlı özgürlüğe sahiptirler.
• Kentli kadınların aksine, kırsal kadınların büyük çoğunluğu aktif nüfusun, yani çalışan ve üreten insanlar arasında yer almasına rağmen sahip oldukları geleneksel ve sosyal normlar nedeniyle yaptıkları işler mensup oldukları toplum tarafından değersiz görülmektedir.
• Mevsimlik tarım işçiliğinde kadın grubu hem yaşam koşulları hem de aile içi rolleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Aile olarak çalışma durumundaki mevsimlik tarım işçilerinin gittikleri yerlerdeki iş yükünün büyük bir bölümünü kadın üstlenmektedir.
• Mevsimlik kadın tarım işçileri yorucu tarım işçiliğinin ardından ev ve aile yaşamına ilişkin olarak çadır koşullarında yemek hazırlama ve yemek sonrası temizlik, çocuk bakımı, giyeceklerin hazırlanması ve bakımı, su temini vs. gibi işleri de yerine getirmek zorundadır.
Ayrıca bütün bu sıraladığımız sorunların üstüne bir de çok büyük bir sorun teşkil eden fakat buna rağmen çok da fazla değinilmeyen ve üzerinde durulmayan “taciz” gerçekliği de var. Maalesef bu tür gerçeklikler toplum tarafından sahip olunan geleneksel normlardan ötürü çoğunlukla gizli tutulmaya çalışılıyor. Yaptığımız araştırma esnasında aldığımız bilgilere göre çoğunlukla genç kadın işçiler, Kimi zaman hem orada yaşayan erkekler tarafından hem de yine kendileriyle aynı alanda çalışan erkek işçiler tarafından tacize maruz kaldıklarını ve bunu çoğu zaman kimseye söyleyemediklerini dile getirdiler.
Sonuç Ya da Geleceği Kurmak
Mevsimlik tarım işçiliği ile ilgili Mardin/Derik ilçesinde yaptığımız bu araştırmada tarım işçilerinin kimler olduğu, ne şartlar altında yaşamlarını idame ettirdikleri ve mevsimlik göç olgusu içerisinde neler yaşadıkları anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır.
Çalışmada uygulanan yöntem ilişkisel, bütünlükçü ve özerk olma durumundadır ve bu sayede başka alanlarda yapılacak araştırmalar için de kullanılabilir.
Nihai amaç insanların ortaklaşabilmeleri ve göçün engellenmesi için hayata geçirilebilecek politikaların hayata geçirilmesidir. İstihdamın artırılması ve güvenceye kavuşturulması üretim ilişkileri ile ilgili olmakla birlikte, Deriklilerin ekonomik bağımlılıklarının küresel kapitalist sistemle ve ulusal ekonomiyle gayet iç içe olduğu görülecektir. Çözüm de tam bu noktada başlamaktadır. İstihdam kolektif üretim biçimleriyle sağlanabilir ve emek toplumsal güvence altına alınabilir. Açılacak olan tarım kooperatifiyle üreticiler cinsiyet ayırımı olmaksızın ürettiklerinden hak ettikleri ekonomik girdileri sağlayabilirler. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin kendi iç örgütlülüklerini geliştirmeleri kısa vadede aracıların etkilerini azaltacak ve işçiler bir nebze de olsa emeklerinin karşılığı konusunda pazarlık şansı bulacaklardır. Bahsi geçen kolektivizmi geliştirmek ilçede kültür haline gelen göçün önüne geçebilecek ve ekonomik ihtiyaçların yeterlilik düzeyinde sağlanmasını getirecektir. Uzun vadede amaç mevsimlik göçün yapısal bir sorun olmaktan çıkarılması ve minimum düzeye çekilmesidir.
Uygulanacak politikaların çeşitlilik arz edeceği şüphe götürmez ancak amacımız özgün ve özgür bir hayatın ne gibi zorluklarla ve engellerle mücadele ederek yaratılabileceğini öğrenmek ve buna göre sömürüsüz ve adil bir dünyanın nasıl yaratılabileceğinin yollarını aramaktır.

.jpg)
.jpg)
.jpg)